Kendimize Uyguladığımız Baskı

Günümüzde insanlar her zamankinden daha stresli. Üzerimizde tarihin herhangi bir aşamasında gerçeklemiş olandan çok daha fazla baskı var.

  • Televizyonunda, kürdan gibi sıfır beden mankenleri ve ekranı kaplayan kuvvetli, seksi erkekleri izliyorsun. Senin de bu şekilde görünmen gerekiyor.
  • Radyonda, gerçekliği kendinden ibaret gören, Hummer kullanan rap yıldızlarını ve şampanyalar patlatıp, sorumsuzca yaşamlarını ilan eden pop yıldızlarını dinliyorsun. Senin de bu şekilde tüketmen gerekiyor!
  • İş yerinde, insanların diğer iş arkadaşları hakkında hatta senin hakkında yaptıkları dedikoduları fark ediyorsun. Senin de bu şekilde davranman gerekiyor. Çünkü şehirdeki en yüksek binaya sahip olmak için, diğerlerini yıkmak zorundasın.

Tüm bunlar şunu söylemek için yeterli, baskı hepimizi sarmalamış durumda.

Ya da gerçekten öyle mi?

Baskılara Boyun Eğme

Gerçek şu ki, hissettiğimiz tüm bu baskı tamamen içsel. Elbette, bu baskı dış etkenlerden besleniyor; ancak bu, dış etkenlerin bizi boyunduruğu altına almasına izin vermemiz gerektiği anlamına gelmez. Bu etkilere boyun eğmemize gerek yok.

Görüyorsun, baskı sadece eğer sen izin verirsen orada. Elbette, herkes seni bir şekilde yargılayacaktır, ama şunu bil ki kimse yaşamının ayrıntılarını umursamıyor. Sıfır beden elbiseye sığabilmen veya lüks bir spor araba kullanman veya şehirdeki en yüksek binaya sahip olman hiç kimsenin umrunda değil. Bunu fark ettiğinde, baskıdan kurtulmak için kendine izin verebilirsin. Çünkü sen halihazırda mükemmelsin.

Bu yazının orijinali Joshua Fields Millburn ve Ryan Nicodemus tarafından yazılmış ve TheMinimalists.com adresinde yayınlanmıştır. Türkçe’ye çevirisi Burcu Sümer tarafından Sadecilik.com için yapılmıştır.

Kaynak: theminimalists.com/pressure

İlginizi çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir